PROSEDURAL AĞRI

Ağrı her yaş grubunda, yaşam kalitesini bozan bir klinik semptom olarak karşımıza çıkmaktadır. Uluslararası Ağrı Araştırmaları Birliği’ne göre ağrı; “Vücudun belli bir bölgesinden kaynaklanan, kuvvetli bir doku harabiyetine bağlı olan, ya da olmayan, insanın geçmişte edindiği, subjektif, primitif koruyucu deneyimleri ile ilgili, sensorial, hoş olmayan, emosyonel bir duyum ve davranış şekli” olarak tanımlanmaktadır.

 

Erişkinlerde olduğu gibi pediatrik yaş grubundaki hastalar da ağrılı girişimlere maruz kalabilmektedirler. Ancak bu hastalarda ağrıya yaklaşımda yetersizlikler olduğu da bilinmektedir. Bu yetersizliklerin en önemli nedeni olarak klinisyenler arasındaki yanlış fikirlerin tedaviyi etkilemesi öne sürülmektedir. Bunlar yeni doğanların sinir sisteminin immatür olması nedeniyle ağrıyı hissetmemeleri, çocuklarda ağrının şiddetinin ölçülememesi ve opioid kullanımının daha yüksek bağımlılık oluşturma potansiyeline sahip olduğudur. Çocuklarda çeşitli kronik ağrı sendromları tanımlandığı gibi, akut ağrı da önemli bir sorun oluşturmaktadır. Özellikle posttravmatik ve girişimsel akut ağrı gerek acil servis, gerekse yoğun bakımlarda önemli sorun oluşturmaktadır.

 

Erişkinlerde ağrının ölçümü ve ağrıya olan yanıtlar daha fazla çalışılmıştır. Ancak son yıllardaki çalışmalarda pediatrik yaş grubundaki hastalarda da erişkinlerdekine benzer fizyolojik ve davranışsal değişikliklerin olduğu gösterilmiştir. Çocuklar farklı şiddetteki ağrılı uyaranlara, erişkinlerdekine paralel yanıtlar vermektedirler.

 

Pediatrik akut ağrıya yaklaşımda nonfarmakolojik ve farmakolojik yöntemler kullanılabilmektedir. Nonfarmakolojik yöntemler daha çok çevresel stresin azaltılması ve çocuğun tedaviye uyumunu kolaylaştırıcı yaklaşımlardır.

 

Farmakolojik ağrı tedavisi ise nosiseptif uyarının baskılanması ve girişimin hem hasta hem de hekim için konforlu bir şekilde gerçekleştirilmesi için yapılan uygulamalardır. Bu uygulamalar topikal lokal anaestetiklerin uygulanmasından, sedatif, analjezik ve rejyonel bloklar gibi kompleks yaklaşımlara kadar geniş bir spektrumu içerir. Bu uygulamaların gerçekleştirilebilmesi için ise hastanın anatomik ve fizyolojik parametrelerinin değerlendirilmesi ve monitorize edilmesi önem kazanmaktadır.

 

Sedatif ve analjezik yaklaşımlarda genel anestezide de kullanılan çeşitli ajanlar kullanılabilmektedir. Bunlar içinde morfin,fentanil ve meperidin gibi opioidlerin yanında, diazepam, midazolam, ketamin,nitröz oksit, propofol ve etomidat gibi hipnotik ajanlar da uygulama yeri bulmuştur. Bu ajanların kullanımında hasta güvenliği açısından mutlaka iyi bir monitorizasyonun yanında, her an havayolunun kontrol edilebilmesine yönelik ekipmanın hazır bulundurulması önem taşımaktadır. Ayrıca sedasyon alan hastaların girişim sonrası izlemi de dikkatli bir şekilde yapılmalıdır.

  • YouTube Sosyal Simge
  • Facebook Social Icon
  • Instagram Social Icon
  • Google+ Social Icon

Prof. Dr. Altan Şahin, 2018